Akşemseddin ve Kabrin Keşfi: Bir Manevi Öncünün Hikayesi
Eyüp Sultan Camii 25 Ocak 2026 2513 görüntüleme
AkşemseddinFetihKabirHz. Ebu EyyubFatih Sultan MehmedKeşifTarih
Fatih Sultan Mehmed'in hocası Akşemseddin Hazretleri, İstanbul'un fethinde ve Hz. Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabrinin bulunmasında oynadığı kritik rol.

Akşemseddin (1389-1459), Osmanlı tarihinin en önemli alim ve mutasavvıflarından biridir. İstanbul'un fethinde Fatih Sultan Mehmed'in yanında bulunmuş, ona manevi destek vermiş ve en önemlisi, Hz. Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabrinin yerini keşfetmiştir. Bu keşif, Eyüp Sultan Camii ve Türbesi'nin inşasının başlangıcı olmuştur.

Akşemseddin Kimdir?

Akşemseddin'in asıl adı Şemseddin Muhammed bin Hamza'dır. 1389 yılında Şam'da doğmuştur. Küçük yaşta ailesiyle birlikte Anadolu'ya göç etmiş ve Osmancık, Göynük ve Beypazarı gibi şehirlerde eğitim almıştır.

Tıp, astronomi, matematik ve İslami ilimler alanında derin bir bilgi birikimine sahipti. Özellikle mikrop teorisine yakın fikirler ileri sürmesi, onu döneminin çok ötesinde bir bilim insanı yapmaktadır. 'Maddetül Hayat' adlı eserinde hastalıkların gözle görülemeyen küçük canlılardan bulaştığını yazmıştır.

Tasavvuf yolunda Hacı Bayram-ı Veli'ye intisap etmiş ve onun en önde gelen halifelerinden biri olmuştur. Bayramiyye tarikatının ikinci piri olarak kabul edilir.

Fatih ile İlişkisi

Akşemseddin, genç Şehzade Mehmed'in eğitimiyle yakından ilgilenmiştir. Ona İslami ilimler öğretmenin yanı sıra, İstanbul'un fethinin manevi önemini aşılamıştır.

Hz. Peygamber'in (s.a.v.) 'İstanbul mutlaka fetholunacaktır. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, onu fetheden ordu ne güzel ordudur' hadisini genç Mehmed'e defalarca hatırlatan Akşemseddin, onun fetih azmini güçlendirmiştir.

Kuşatma sırasında Akşemseddin, ordunun moralini yüksek tutmak için büyük çaba göstermiştir. Kuşatmanın uzamasıyla birlikte bazı komutanların geri çekilme tekliflerini reddeden Akşemseddin, Fatih'e 'Şehir mutlaka fetholunacaktır' diyerek onu cesaretlendirmiştir.

Kabrin Keşfi

İstanbul'un fethinden sonra Akşemseddin'in en büyük hizmeti, Hz. Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabrinin yerini tespit etmesi olmuştur. Hz. Ebu Eyyub, 669 yılındaki İstanbul kuşatması sırasında şehit düşmüş ve surların dibine defnedilmişti. Ancak yüzyıllar içinde kabrinin yeri unutulmuştu.

Akşemseddin, keşif ve ilham yoluyla kabrin yerini belirlemiştir. Rivayete göre, Akşemseddin uzun süre ibadet ve murakabe yaptıktan sonra, kabrin yerini sur dışında, Haliç kıyısındaki bir noktada göstermiştir.

Kazı yapıldığında, gösterilen yerde bir kabir ve üzerinde 'Bu, Ebu Eyyub'un kabridir' yazılı bir taş bulunmuştur. Bu keşif, hem Fatih Sultan Mehmed'i hem de tüm İslam dünyasını büyük bir sevinç ve heyecana boğmuştur.

Kabrin Keşfinin Sonuçları

Hz. Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabrinin bulunması, İstanbul'un İslami kimliğinin oluşmasında dönüm noktası olmuştur. Fatih Sultan Mehmed hemen kabrin üzerine bir türbe ve yanına bir cami inşa ettirmiştir.

Bu keşif, İstanbul'un fethini sadece askeri bir zafer değil, manevi bir müjdenin gerçekleşmesi olarak algılanmasını sağlamıştır. Hz. Peygamber'in sevgili sahabisinin kabrinin burada bulunması, İstanbul'un İslam dünyasının merkezi olma iddiasını güçlendirmiştir.

Akşemseddin'in Son Yılları

İstanbul'un fethinden sonra Akşemseddin, dünya nimetlerinden uzak bir hayatı tercih etmiştir. Fatih'in kendisini İstanbul'da tutma çabalarına rağmen, Göynük'e çekilmiş ve ömrünün geri kalanını ibadetle geçirmiştir.

1459 yılında Göynük'te vefat eden Akşemseddin'in kabri, bugün Göynük ilçesinde ziyarete açıktır. Her yıl binlerce kişi, bu büyük alimin kabrini ziyaret etmektedir.


Akşemseddin olmasaydı, belki İstanbul fethedilecekti ama Hz. Ebu Eyyub el-Ensari'nin kabri bulunamayacaktı. Bu keşif, Eyüp Sultan'ın bugünkü manevi konumunun temelini oluşturmuştur. Akşemseddin, hem bir alim, hem bir mutasavvıf, hem de bir tarih yapıcısı olarak İslam ve Osmanlı tarihindeki yerini sonsuza dek koruyacaktır.