Eyüp Sultan Hazretleri'nin İstanbul'un Fethi Sürecindeki Rolü
Eyüp Sultan Camii 15 Şubat 2026 3921 görüntüleme
FetihİstanbulSahabiTarihFatihAkşemseddinKuşatmaŞehadet
Hz. Ebu Eyyub el-Ensari'nin İstanbul kuşatmasındaki rolü, şehadeti, kabrinin keşfi ve fetih sürecinde ordunun manevi motivasyon kaynağı olması.

Peygamber Müjdesi

Hz. Peygamber (s.a.v.) bir hadis-i şerifinde "İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur" buyurmuştur. Bu müjde, asırlar boyunca Müslüman orduların İstanbul'u fethetme azminin en büyük kaynağı olmuştur. Hz. Ebu Eyyub el-Ensari, bu müjdeye nail olmak isteyen ilk isimlerden biriydi.

Hz. Ebu Eyyub'un İstanbul Seferi

Emevi halifesi Muaviye döneminde 669-670 yıllarında düzenlenen İstanbul kuşatmasına Hz. Ebu Eyyub el-Ensari de katıldı. Bu sırada yaklaşık 80 yaşını aşmış olan bu yüce sahabi, ileri yaşına rağmen Allah yolunda cihaddan geri kalmak istemedi.

Rivayetlere göre çevresindekiler ona yaşını hatırlatıp seferden vazgeçmesini söylediklerinde, Hz. Ebu Eyyub şu cevabı verdi: "Rasûlullah'ın (s.a.v.) müjdelediği şehrin fethine katılmak için yaşlılığım engel olamaz. Ben Rasûlullah'ın yanında savaştım, bugün de onun müjdelediği fetih için savaşırım."

Kuşatma ve Şehadet

İstanbul kuşatması uzun ve zorlu geçti. Bizans'ın güçlü surları ve "Rum ateşi" denilen silah, Müslüman ordusunu zorladı. Bu kuşatma sırasında Hz. Ebu Eyyub el-Ensari hastalandı. Bazı rivayetlere göre savaş sırasında yaralandığı, bazılarına göre ise dizanteri hastalığına yakalandığı aktarılır.

Vefatından önce vasiyetinde şöyle buyurdu: "Beni mümkün olduğunca düşman surlarına yakın bir yere defnedin. Eğer mümkünse İstanbul surlarının dibine gömün." Bu vasiyet yerine getirildi ve İstanbul surlarının hemen önüne defnedildi.

Bizans Döneminde Kabrin Durumu

İlginç bir şekilde, Bizanslılar Hz. Ebu Eyyub'un kabrini tahrip etmek yerine korudular. Hatta kuraklık dönemlerinde kabrin başına gelerek yağmur duası yaptıkları bile rivayet edilir. Bizans tarihçileri, bu kabri "Müslümanların kutsal kabri" olarak kaydettiler. Bu durum, Hz. Ebu Eyyub'un manevi büyüklüğünün düşmanları tarafından bile kabul edildiğinin bir göstergesidir.

Fatih ve Kabrin Keşfi (1453)

Yaklaşık 800 yıl sonra Fatih Sultan Mehmed, 1453'te İstanbul'u kuşattı. Yanında manevi danışmanı Akşemseddin Hazretleri bulunuyordu. Fetihten hemen sonra Akşemseddin, Hz. Ebu Eyyub'un kabrinin yerini keşfetti.

Rivayete göre Akşemseddin, keşf ve ilham yoluyla kabrin yerini tespit etti. Kazı yapıldığında üzerinde "Hâzâ Kabr-i Ebî Eyyub" (Bu, Ebu Eyyub'un kabridir) yazılı bir taş bulundu. Kabrin yanında bir de taze su kaynağı çıktı. Bu keşif, fethin manevi taçlanması olarak kabul edildi.

Fetih Ordusunun Manevi Motivasyonu

Hz. Ebu Eyyub'un varlığı, yani bir sahabe-i kiramanın bu topraklarda medfun bulunması, fetih ordusunun moralini ve azmini doruk noktasına çıkardı. Askerler, Peygamber'in ev sahibinin şehit düştüğü toprakları fethetmenin ne denli kutsal bir görev olduğunun bilincindeydiler.

Fatih Sultan Mehmed, kabrin keşfinden sonra derhal bir türbe, cami ve külliye yaptırdı. Bu külliye, fethin sembolü ve yeni başkentin manevi merkezi oldu. Bundan sonra her padişah tahta çıktığında Eyüp Sultan'da kılıç kuşanma töreni yapması bir gelenek haline geldi.

Tarihî Önemi

Hz. Ebu Eyyub el-Ensari'nin İstanbul'daki varlığı, şehrin İslam dünyasındaki konumunu eşsiz kılan en önemli faktördür. Mekke, Medine ve Kudüs'ten sonra dördüncü kutsal mekân sayılmasının temel sebebi, bir sahabe-i kiramın burada medfun bulunmasıdır.

Bugün her yıl milyonlarca kişi, 1400 yıl önce İstanbul surları önünde şehit düşen bu yüce sahabiyi ziyaret etmektedir. Hz. Ebu Eyyub el-Ensari, İstanbul'un fethinin hem manevi öncüsü hem de ebedî sembolüdür.