Eyüp el-Ensari Neden İstanbul'a Gelmişti?
06 Kasım 2026 - Eyüp Sultan Camii

Medine ile İstanbul arasında yaklaşık üç bin kilometre vardır. Bugün uçakla birkaç saatte aşılan bu mesafe, yedinci yüzyılda aylar süren, çöllerden, dağlardan ve denizlerden geçen zorlu bir yolculuk demekti. Hz. Peygamber'i Medine'de evinde ağırlayan Ebû Eyyûb el-Ensârî, bu yolu seksen yaşını aştığı bir dönemde yürüdü ve hayatının son nefesini İstanbul surlarının önünde verdi. Peki Peygamberimizin şehrinde, ailesinin yanında huzur içinde yaşayabilecekken onu bu uzak şehre getiren neydi? Bu yazıda, kaynakların ışığında bu sorunun cevaplarını arıyoruz.
Kısa Cevap
Ebû Eyyûb el-Ensârî, Emevîler döneminde, Hicri 49-52 (Miladi 669-672) yılları arasında Bizans'ın başkenti Kostantiniyye'ye (İstanbul) gönderilen ordu ile birlikte geldi. Onu bu sefere çıkaran başlıca sebepler şunlardı:
- Hz. Peygamber'in, Kayser'in şehrine sefer edecek orduyu ve İstanbul'u fethedecek orduyu müjdelemesi,
- ömrü boyunca Allah yolundaki seferlerden geri kalmama kararlılığı,
- Kur'an'ı anlayışı: Asıl tehlikenin rahatlığa dalıp gayreti bırakmak olduğuna inanması.
1. Bir Müjdeye Ortak Olmak
Ebû Eyyûb'u İstanbul'a çeken ilk ve en güçlü sebep, Hz. Peygamber'in müjdeleriydi. Bu müjdelerden biri, Buhârî'nin Sahîh'inde yer alır. Peygamberimiz, Ümmü Harâm bint Milhân'ın evinde uyuyup gülerek uyanmış ve şöyle buyurmuştu: "Ümmetimden, Kayser'in şehrine sefer edecek ilk ordu bağışlanmıştır." (Buhârî, Cihâd 93) Kayser, Bizans imparatorunun unvanıydı ve onun şehri, imparatorluğun başkenti Kostantiniyye idi.
İkinci müjde, Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde geçen meşhur hadistir: "Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur." (Ahmed b. Hanbel, Müsned) Bu rivayetin senedi hakkında hadis âlimleri farklı değerlendirmeler yapmıştır; ancak asırlar boyunca Müslümanların İstanbul'a duyduğu iştiyakın en güçlü kaynaklarından biri olmuştur.
Ebû Eyyûb, bu müjdeleri Peygamberimizin ağzından işitmiş ya da en yakınlarından duymuş bir sahabeydi. Yaşı ne olursa olsun, Peygamberimizin "bağışlanmıştır" dediği bir orduda yer almak, onun için kaçırılmayacak bir fırsattı.
2. Hayat Boyu Süren Bir Sefer Sünneti
Ebû Eyyûb, Bedir'den itibaren Hz. Peygamber'in katıldığı bütün gazvelerde bulunmuştu. Peygamberimizin vefatından sonra da bu yolu bırakmadı. Kaynaklar, onun hemen her yıl bir sefere katıldığını, Hz. Ömer ve Hz. Osman dönemlerinde fetih ordularında yer aldığını anlatır. Onun için Allah yolunda sefere çıkmak, Peygamberimizden öğrendiği ve ömür boyu sürdürdüğü bir sünnetti.
Bu açıdan bakıldığında İstanbul seferi, Ebû Eyyûb'un hayatında bir istisna değil, ömür boyu süren bir yolculuğun son durağıydı. Yaşı ilerlemişti, ama bu yolun ne zaman biteceğine yaşının değil, Allah'ın takdirinin karar vereceğine inanıyordu.
3. "Kendinizi Tehlikeye Atmayın" Ayetini Doğru Anlamak
Ebû Eyyûb'un İstanbul'a neden geldiğini en iyi anlatan sözler, bizzat surların önünde söylenmişti. Kuşatma sırasında bir Müslüman tek başına Bizans saflarına atılınca, bazıları Bakara Suresi'nin 195. ayetini hatırlatarak "Kendini tehlikeye attı" dedi. Ebû Eyyûb hemen itiraz etti ve bu ayetin aslında Ensar hakkında indiğini anlattı: İslam güçlenince Ensar, mallarıyla, bağ ve bahçeleriyle ilgilenip Allah yolunda harcamayı ve gayreti bırakmayı düşünmüştü. Ayet, asıl tehlikenin bu olduğunu bildirmek için inmişti (Ebû Dâvûd, Cihâd 22; Tirmizî, Tefsîr).
Bu açıklama, Ebû Eyyûb'un dünya görüşünü özetler: Onun için asıl tehlike, düşman karşısında durmak değil, rahatlığa dalıp sorumluluğu bırakmaktı. Seksen yaşında İstanbul'a gelmesi, bu anlayışın hayata geçmiş haliydi.
4. Tarihî Arka Plan: Emevîlerin İstanbul Seferleri
Ebû Eyyûb'un katıldığı sefer, Emevî halifesi Muâviye b. Ebî Süfyân döneminde Bizans'a yönelik büyük askerî hareketin bir parçasıydı. Kostantiniyye, o dönemin en güçlü ve en iyi korunan şehirlerinden biriydi; kara surları, deniz surları ve Bizans donanmasıyla neredeyse aşılmaz kabul ediliyordu. Muâviye, oğlu Yezîd'in komutasında bir orduyu Kostantiniyye'ye gönderdi; kaynakların çoğu bu seferi Hicri 49-52 (Miladi 669-672) yıllarına yerleştirir. Bu ilk kuşatmayı, 674-678 yılları arasında daha uzun süren bir kuşatma izledi.
Bu seferlere pek çok sahabe katılmıştı. Abdullah b. Abbas, Abdullah b. Ömer ve Abdullah b. Zübeyr gibi isimlerin de bu ordularda bulunduğu nakledilir. Ebû Eyyûb, onların arasında en yaşlılardan ve en saygın olanlardan biriydi.
5. Son Vasiyet: Neden Surların Dibi?
Ebû Eyyûb kuşatma sırasında hastalandı. Komutan Yezîd ziyaretine gelip bir isteği olup olmadığını sorduğunda, ondan kendisini düşman topraklarında ilerleyebildikleri en uzak yere defnetmelerini istedi (İbn Sa'd, et-Tabakât). Vefatının ardından vasiyeti yerine getirildi ve surların yakınına defnedildi.
Bu vasiyet, onun İstanbul'a geliş sebebini bir kez daha gösterir: Ebû Eyyûb, müjdelenen fethe hayatında şahit olamayacağını anlamış, ama bedeniyle o fethe en yakın yerde olmak istemişti. Kabri, asırlar boyunca bir ümidin sessiz işareti olarak surların dibinde bekledi. Bazı tarihî rivayetlere göre Bizanslılar da bu kabre saygı göstermiş, kuraklık zamanlarında burada yağmur için dua etmişlerdir.
6. Sekiz Asır Sonra: Vasiyetin Meyvesi
Ebû Eyyûb'un vefatından yaklaşık sekiz yüzyıl sonra, 1453'te Fatih Sultan Mehmed İstanbul'u fethetti. Fatih'in hocası Akşemseddin, Ebû Eyyûb'un kabrini tespit etti; Fatih 1458'de kabrin üzerine türbe, yanına da cami yaptırdı. Böylece fetihten sonra İstanbul'da kurulan ilk büyük külliye, bu sahabenin adını taşıdı. Kabrin bulunuş hikâyesini Akşemseddin ve Kabrin Keşfi yazımızda okuyabilirsiniz.
Osmanlı padişahlarının tahta çıkarken Eyüp Sultan'da kılıç kuşanması, İstanbul halkının ona "Sultan" diye hitap etmesi ve bugün türbesinin şehrin en çok ziyaret edilen manevi mekânı olması, onun İstanbul'a gelişinin asırlar sonra açtığı kapıdır.
Bugüne Kalan Ders
Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin İstanbul'a gelişi, sadece bir askerî seferin hikâyesi değildir. Bu yolculuk; bir müjdeye duyulan imanı, yaşın engel sayılmadığı bir hizmet anlayışını ve sonucunu göremeyeceği bir hayrın tohumunu ekme cesaretini anlatır. Bugün Eyüp Sultan'ı ziyaret eden herkes, aslında o uzun yolculuğun son durağını ziyaret eder.
Eyüp Sultan'ın hayatının tamamı için Eyüp Sultan Kimdir?, fetih sürecindeki yeri için Eyüp Sultan ve İstanbul'un Fethi, hayatından hatıralar için 10 İbretli Hatıra yazılarımızı okuyabilirsiniz.
Sık Sorulan Sorular
Eyüp Sultan İstanbul'a ne zaman geldi?
Emevîler döneminde, Hicri 49-52 (Miladi 669-672) yılları arasında Yezîd b. Muâviye komutasındaki orduyla birlikte geldi.
İstanbul'a geldiğinde kaç yaşındaydı?
Kaynaklar onun seksen yaşını aşmış olduğunu bildirir; kesin yaşı hakkında farklı rivayetler vardır.
Neden Medine'ye dönmedi?
Kuşatma sırasında hastalanıp vefat etti. Vasiyeti üzerine, ordunun ilerleyebildiği en uzak noktaya, İstanbul surlarının yakınına defnedildi.
İstanbul'un fethini müjdeleyen hadis sahih midir?
"Kostantiniyye mutlaka fethedilecektir" hadisi Ahmed b. Hanbel'in Müsned'inde geçer; senedi hakkında âlimler farklı görüşler bildirmiştir. "Kayser'in şehrine sefer edecek ilk ordu bağışlanmıştır" hadisi ise Buhârî'nin Sahîh'inde yer alır.