Eyüp Sultan'ın Katıldığı Gazveler ve Peygamberimizin Nöbetçisi
Eyüp Sultan Camii 06 Kasım 2026 7 görüntüleme
Eyüp Sultan gazveleriEbu Eyyub el-Ensari savaşlarıBedirUhudHendekHayberMekke fethiHuneynTebükPeygamberimizin nöbetçisiEyüp Sultan
Bedir'den Huneyn'e, Ebû Eyyûb el-Ensârî'nin Peygamberimizle katıldığı gazveler ve Hayber dönüşü onun çadırı başında tuttuğu nöbetin hikâyesi.

Eyüp Sultan, yani Hz. Ebû Eyyûb el-Ensârî, tarihe en çok Peygamberimizi Medine'de evinde ağırlayan sahabe olarak geçti. Ama onun Peygamberimize olan bağlılığı yalnızca evinin kapısında kalmadı; savaş meydanlarına da uzandı. Kaynaklar, Ebû Eyyûb'un Bedir'den itibaren Hz. Peygamber'in katıldığı bütün gazvelerde bulunduğunu, savaşlarda onun yanından ayrılmadığını ve bazı geceler onu korumak için çadırının başında nöbet tuttuğunu anlatır. Bu yazıda Ebû Eyyûb'un gazve yolculuğunu ve "Peygamberimizin nöbetçisi" olarak hatırlanmasının hikâyesini anlatıyoruz.

Gazve Ne Demektir?

Siyer kaynaklarında Hz. Peygamber'in bizzat katıldığı seferlere gazve, onun katılmadığı ve bir komutan görevlendirerek gönderdiği askerî birliklere ise seriyye denir. Ebû Eyyûb'un hayatındaki en önemli şeref, Peygamberimizin katıldığı gazvelerin hiçbirinden geri kalmamasıdır.

Bedir (624): Bedir Ehli Arasında

Hicretin ikinci yılında yapılan Bedir Savaşı, Müslümanların Mekke müşrikleriyle ilk büyük karşılaşmasıydı. Sayıca çok az olan Müslüman ordusu, Allah'ın yardımıyla büyük bir zafer kazandı. Bu savaşa katılanlara "Ehl-i Bedir" denir ve İslam tarihinde çok yüksek bir mevkileri vardır. Hz. Peygamber, Bedir ehli hakkında Allah'ın onları bağışladığını müjdelemiştir (Buhârî, Megâzî 9). Ebû Eyyûb, bu seçkin topluluğun bir üyesiydi.

Uhud (625): Kardeşini Kaybettiği Savaş

Uhud, Müslümanların zor bir sınavdan geçtiği savaştı. Okçuların yerlerini terk etmesiyle savaşın seyri değişti ve pek çok sahabe şehit düştü. Bu şehitlerden biri, sancağı elinden bırakmayan Mus'ab b. Umeyr'di. Mus'ab, hicretten sonra Peygamberimizin Ebû Eyyûb ile kardeş ilan ettiği sahabeydi. Ebû Eyyûb, Uhud'da Peygamberimizin yanında savaştı ve bu savaşta ahiret kardeşini kaybetti.

Hendek (627): Kazmayla Hizmet

Hicretin beşinci yılında Mekke müşrikleri ve müttefikleri büyük bir orduyla Medine'yi kuşattı. Müslümanlar, şehrin açık tarafına bir hendek kazarak savunma yaptı. Peygamberimiz de sahabelerle birlikte toprak taşıdı ve onlarla birlikte "Allah'ım, asıl hayat ahiret hayatıdır; Ensar'a ve Muhacirlere mağfiret et" diye dua etti (Buhârî, Megâzî 29). Ebû Eyyûb, hendeği kazan Ensar arasındaydı.

Hayber (628): Çadırın Başındaki Nöbet

Ebû Eyyûb'un gazveler içindeki en bilinen hatırası Hayber'den dönüşte yaşandı. Hayber'in fethinden sonra Hz. Peygamber, Hayber'in önde gelenlerinden Huyey b. Ahtab'ın kızı Safiyye ile evlenmişti. Safiyye'nin babası ve yakınları savaşta ölmüştü. Ebû Eyyûb, bu durumun Peygamberimize bir zarar getirmesinden endişe etti. O gece kılıcını kuşanıp sabaha kadar Peygamberimizin çadırının etrafında nöbet tuttu.

Sabah olup Peygamberimiz dışarı çıktığında Ebû Eyyûb'u kapıda gördü ve ne yaptığını sordu. Ebû Eyyûb endişesini anlatınca Hz. Peygamber ona şöyle dua etti: "Allah'ım, beni korumak için gecelediği gibi sen de Ebû Eyyûb'u koru." (İbn Hişâm, es-Sîre)

Peygamberimiz bir başka hadisinde, Allah yolunda nöbet tutmanın faziletini şöyle anlatır: "İki göz vardır ki cehennem ateşi onlara dokunmaz: Allah korkusundan ağlayan göz ve Allah yolunda nöbet tutarak geceleyen göz." (Tirmizî, Fezâilü'l-cihâd 12) Ebû Eyyûb, bu nöbeti bizzat Peygamberimizin kapısında tutmuştu. İstanbul halkı, kabrinin sekiz asır boyunca surların dibinde korunmasını ve sonunda bulunmasını da Peygamberimizin o sabahki duasının bereketine bağlar.

Mekke'nin Fethi (630): Kan Dökülmeyen Zafer

Hicretin sekizinci yılında Hz. Peygamber, büyük bir orduyla Mekke'ye girdi. Bir zamanlar Müslümanları yurtlarından çıkaran şehir, neredeyse hiç kan dökülmeden fethedildi ve Peygamberimiz eski düşmanlarını affetti. Ebû Eyyûb, sekiz yıl önce Mekke'den hicret eden Peygamberimizi evinde ağırlamış, şimdi onunla birlikte Mekke'ye giren ordunun içindeydi.

Huneyn (630): Ensar'ın Geri Dönüşü

Mekke'nin fethinden hemen sonra yapılan Huneyn Savaşı'nın başında, pusuya düşen Müslüman ordusu dağıldı. Hz. Peygamber yerinden ayrılmadı ve "Ben peygamberim, bunda yalan yok; ben Abdülmuttalib'in oğluyum" diyerek sebat etti (Buhârî, Cihâd 52). Ardından sahabeleri, özellikle de Ensar'ı yanına çağırdı; Ensar bu çağrıya koşarak karşılık verdi ve savaşın seyri değişti. Ebû Eyyûb, Peygamberimizin çağrısına koşan o Ensar'ın arasındaydı.

Tebük (630): Zorluk Seferi

Hicretin dokuzuncu yılında yapılan Tebük Seferi, yaz sıcağında, uzun ve zorlu bir yolda gerçekleşti; bu yüzden "zorluk ordusu" olarak anılır. Pek çok münafığın bahaneler uydurarak geri kaldığı bu sefere de Ebû Eyyûb katıldı.

Peygamberimizden Sonra: Son Nefese Kadar

Hz. Peygamber'in vefatından sonra da Ebû Eyyûb bu yolu bırakmadı. Hulefâ-yi Râşidîn döneminde fetih ordularında yer aldı, Hz. Ali'nin halifeliğinde onun yanında bulundu. Kaynaklar, hayatının sonuna kadar hemen her yıl bir sefere katıldığını anlatır. Bu yolculuğun son durağı, seksen yaşını aştığı bir dönemde katıldığı İstanbul seferi oldu. Orada vefat etti ve vasiyeti üzerine surların dibine defnedildi. Bu son yolculuğun hikâyesini Eyüp el-Ensari Neden İstanbul'a Gelmişti? yazımızda anlattık.

Nöbetçinin Dersi

Ebû Eyyûb'un gazve hayatı, sevginin nasıl yaşandığını gösterir. O, Peygamberimizi Medine'de evinde ağırlamakla yetinmedi; savaşta yanından ayrılmadı, gece uyurken onu korudu. Bugün Eyüp Sultan'ın türbesini ziyaret edenler, aslında bir zamanlar Peygamberimizin çadırı başında sabaha kadar uyumadan bekleyen bir nöbetçinin kabrini ziyaret ederler.

Ebû Eyyûb'un hayatının tamamı için Eyüp Sultan Kimdir?, hayatından diğer hatıralar için 10 İbretli Hatıra, Peygamberimizin sancakları için Sancakların Sırrı yazılarımızı okuyabilirsiniz.